Miami'de Ev Almak: Türkiye'den Farklı Bilmeniz Gereken 5 Kural

Miami emlak pazarında ev alırken Türkiye'deki alışkanlıklarınızı unutun. Komisyon, MLS sistemi ve tapu güvencesi gibi bilmeniz gereken 5 kritik farkı keşfedin.

Ozan Hoşgör | Miami Realtor®

2 min read

aerial photography of high-rise buildings near sea
aerial photography of high-rise buildings near sea

Türkiye’de ev ararken günlerinizi sarı sayfalarda kaybolarak, onlarca farklı emlakçıyla görüşerek ve tapu dairesindeki bürokrasiyle boğuşarak geçirmeye alışmış olabilirsiniz. Ancak rotanızı Amerika’ya, özellikle de son yılların en gözde yatırım merkezi olan Miami’ye çevirdiğinizde oyunun kuralları tamamen değişiyor.

Miami emlak piyasasında güvenli ve kazançlı bir adım atmak için Türkiye’deki alışkanlıklarınızı bir kenara bırakmanız ve Amerika'daki sistemin alıcıyı koruyan yapısını öğrenmeniz gerekiyor. İşte Amerika’da ev alırken bilmeniz gereken, ezber bozan 5 temel fark:

1. Komisyonu Alıcı Değil, Tamamen Satıcı Öder

Türkiye’de hem alıcı hem de satıcı emlakçıya komisyon ödemekle yükümlüdür. Amerika’da ise durum alıcılar için son derece avantajlıdır. Hizmet bedelinin tamamı (genellikle %5-6 civarı) satıcı tarafından karşılanır ve bu tutar satıcının emlakçısı ile sizin emlakçınız arasında bölüşülür. Yani Miami'de bir mülk satın alırken profesyonel bir danışmandan tamamen ücretsiz temsil desteği alırsınız.

2. Kaos Yok, Düzen Var: MLS (Multiple Listing Service) Sistemi

Türkiye’de her emlakçı kendi portföyünü saklar ve en iyi evi bulmak için onlarca farklı kişiyle görüşmeniz gerekir. Amerika’da ise tüm lisanslı emlakçıların kullandığı ortak bir veri tabanı olan MLS sistemi bulunur. Satışa çıkan her ev anında bu sisteme girilir. Bu sayede, çalıştığınız tek bir emlak danışmanı, Miami emlak pazarındaki tüm güncel ilanlara tek bir tıkla ulaşabilir ve sizin için tüm süreci yönetebilir.

3. Tapu Sürecinde Sıfır Risk: Title Company (Tapu Sigorta Şirketi) Güvencesi

Amerika'da tapu devri Türkiye'deki gibi doğrudan devlet dairesinde ya da noter huzurunda elden para verilerek yapılmaz. Süreci Title Company adı verilen tarafsız lisanslı kurumlar yönetir. Bu şirketler; mülkün üzerinde geçmişten kalan bir borç, ipotek veya hukuki pürüz olup olmadığını araştırır. Satış bedeli bu şirketin güvence hesabında (escrow) tutulur ve ancak tüm belgeler temizlendikten sonra satıcıya aktarılır. Bu sistem paranızı ve yatırımınızı %100 güvence altına alır.

4. Tek Bir Temsilciyle Çalışma Lüksü

Türkiye’de her bölge için farklı emlakçılarla iletişim kurmak zorunda kalırsınız. Amerika'da ise kendinize güvendiğiniz, dilinizi konuşan ve sistemi bilen tek bir emlak danışmanı seçmeniz yeterlidir. MLS sistemi sayesinde, seçtiğiniz danışman eyaletteki tüm ilanları sizin adınıza gezebilir, teklif sunabilir ve işlemleri yürütebilir. Farklı emlakçılarla vakit kaybetmek yerine, sadece sizin çıkarlarınızı koruyan tek bir profesyonelle ilerlersiniz.

5. Evin Gizli Kusurlarını Ortaya Çıkaran "Inspection" (Ev Denetimi)

Türkiye'de evi görerek, "makyajına" bakarak satın alırız ve sonradan çıkan tesisat sorunları tamamen şansımıza kalır. Amerika’da ise teklifiniz kabul edildikten sonra eve bağımsız bir denetçi (Inspector) çağrılır. Bu uzman; çatından tesisata, elektrik sisteminden termit kontrolüne kadar her şeyi inceler ve size detaylı bir rapor sunar. Eğer evde ciddi bir kusur çıkarsa, fiyat indirimi isteyebilir, satıcının bu kusurları onarmasını talep edebilir veya hiçbir cezai şart olmadan sözleşmeden tamamen çekilebilirsiniz.